İstanbul’un kedilerle kurduğu güçlü bağ, Osmanlı döneminde şehir yaşamının dikkat çekici unsurlarından biri hâline gelmiştir. Bugün sokaklarda, dükkân önlerinde, cami avlularında ve mahalle aralarında karşılaşılan kediler, yüzyıllardır bu şehrin günlük yaşamının bir parçasıdır. Osmanlı toplumunda kediler yalnızca sevilen hayvanlar olarak görülmezdi; yaşam alanlarını ve çeşitli eşyaları kemirgenlerden koruyan faydalı canlılar olarak da kabul edilirdi.
Osmanlı’daki hayvan sevgisi yalnızca kişisel ilgiyle sınırlı kalmazdı. Vakıf kültüründe sokak hayvanlarının beslenmesine, yaralı hayvanların bakımına ve farklı türlerin su ile barınma ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik şartlara da yer verilirdi. Bu yönüyle merhamet, bireysel bir davranış olmanın ötesine geçerek şehir hayatının ve vakıf kültürünün bir parçası hâline gelmişti.